SEVDİĞİNİ SÖYLE
Annesi.. Bir de kendisi.. O kadardi bütün hayati..Bir gün fena halde
sıkılmış, dayanamadi, atti kendini sokaga..
Bir yigin vitrinin önünden geçti.. Tam bir CD satan dükkani da geride
birakmisti ki, bir an durdu. Geri Döndü, kapidan içeri, gözüne hayal meyal
takilan genç kiza bir daha bakti. Kendi yaslarinda harika bir genç kizdi
tezgahtar.. Hani ilk bakista ask derler ya, öyle takilip kalmisti iste..
Içeri girdi.. Kiz gülümseyerek kostu ona.. "Size nasil yardim edebilirim"
diye.. Nasil bir gülümsemeydi o.. Hemen oracikta sarilip öpmek istedi
kizi.. Kekeledi, geveledi, sonra "Evet" diyebildi.. Rastgele bir plagi
isaret ederek.. "Evet.. Su CD'yi bana sarar misiniz?.." Kiz CD'yi aldi,
içeri gitti. Az sonra paket edilmis geri geldi. Aldi paketi, çikti
dükkandan, evine döndü, açmadan dolabina atti..
Ertesi sabah gene gitti ayni dükkana.. Gene bir CD gösterdi kiza,
sardirdi, aldi eve getirdi, atti paketi dolaba, gene açmadan.. Günler hep
alinip sardirilan CD'lerle geçti.. Kiza açilmaya bir türlü cesaret
edemiyordu.
Annesine açildi sonunda.. Annesi
"Git konus oglum, ne var bunda" dedi..
Ertesi sabah bütün cesaretini topladi. Erkenden dükkana gitti. Bir CD
seçti. Kiz gülerek aldi plagi. Arkaya gitti, paketlemeye. Kiz içerdeyken
bir kagida "Sizinle bir gece çikabilir miyiz" diye yazdi, altina telefon
numarasini ekledi, notu kasanin yanina koydu gizlice.. Sonra paketini alip
kaçti Gene dükkandan..
Iki gün sonra evin telefonu çaldi.. Anne açti telefonu.. CD Dükkanindaki
tezgahtar kizdi arayan.. Delikanliyi istedi.. Notunu yeni bulmustu da..
Anne agliyordu..
"Duymadiniz mi" dedi.. "Dün kaybettik oglumu.."
Cenazeden birkaç gün sonra, anne oglunun odasina girebildi sonunda...
Ortaliga çeki düzen vermeliydi. Dolabi açti.. Oraya atilmis bir yigin
açilmamis paket gördü..Paketleri aldi, oglunun yatagina oturdu ve bir
tanesini açti.. Içinde bir CD vardi, bir de minik not..
"Merhaba.. Sizi öyle tatli buldum ki.. Daha yakindan tanimak istiyorum..
Bir aksam birlikte çikalim mi..
Sevgiler.. Jacelyn!."
Anne bir paketi daha açti..
Onda da bir CD ve bir not vardi..
"Siz gerçekten çok tatli birisiniz, hadi beni bu gece davet edin, artik..
Sevgiler.. Jacelyn!.."
* * *
Unutmayin.. Düsündügünüz seyi mutlak söyleyin..Birini seviyorsaniz,
söyleyin ona.. Içinizdeki söylemekten korkmayin. Birisi hakkinda ne
hissediyorsaniz söyleyin ona.. Ve hemen söyleyin..
Hemen..Çünkü, dogru zamani bekler ve "Iste simdi tam zamani" derseniz, bir
bakarsiniz çok geç olmus.. Gününüze sahip olun ki, pismanliklar
yasamayasiniz. Hepsinden önemlisi, dostlariniza, sevdiklerinize, ailenize
hep yakin olun.. Çünkü bugünkü insan olmanizi onlar sagladi, sizi onlar
sekillendirdiler..
"Seni seviyorum" demekten sakin, ama sakin çekinmeyin, utanmayin,
korkmayin!..
Yasami yasanmaya deger yapan sey sevgidir..
*****************
APTAL ADAMIN HİKAYESİ
Adamın biri, halinden yakınır dururmuş: "Çalışıyorum, didiniyorum ancak
geçinebiliyorum. Üstelik yalnızım, kimim kimsem yok...
" Böyle mutsuz mutsuz sızlanıp dururken, bir karar vermiş. Yollara düşüp
bir melek bulacak, halini anlatıp ondan bu haksızlığı düzeltmesini
isteyecekmiş.
Yola koyulmuş. Dağda bir kurda rastlamış. Ayakta zor durabilen,
bir deri bir kemik kalmış kurt, adama yaklaşmış, nereye gittiğini sormuş.
Adam derdini anlatmış, "Bir melek arıyorum. Onu bulup bana yapılan
haksızlığı düzeltmesini isteyeceğim..." Bunun üzerine kurt, "Bana da bir
iyilik yapar mısın" demiş, "ben de gece gündüz dolaşıyorum, bir lokma
yemek zor buluyorum. O meleğe benden söz et, böyle açlıktan öleyazmış
kurt da olur muymuş diye sor..."
Adam yola koyulmuş. Çok geçmeden karşısına güzel bir kız çıkmış.
Kız da ona nereye gittiğini sormuş. Melek hikâyesini dinledikten sonra
adamın ellerine sarılmış:
"Yalvarırım o meleğe benim durumumu da anlat. Gencim, güzelim,
zenginim, her şeyim var ama çok mutsuzum. Mutluluğa ulaşabilmek için
ne yapmam lazım, ne olur o meleğe sor..."
Adam, melekle konuşacağına söz vermiş ve yola devam etmiş.
Yorulduğunda dinlenmek için bir ağacın altına uzanmış. Çevre
yemyeşilmiş ama bu ağacın neredeyse bir tek yaprağı bile yokmuş.
Tabii ağaç, durumuna çok üzülüyormuş. Dert yanmaya başlamış:
"O meleği bulduğunda benden de bahseder misin. Bak, nasıl da bereketli
bir toprak üzerindeyim. Bütün ağaçlar yaprağa, meyveye boğulmuş.
Benimse hiçbir şeyim yok. Diğerleri gibi olmak için ne yapmalıyım,
meleğe sorar mısın?"
Adam, ağaca da "peki" demiş ve yoluna devam etmiş...
Nihayet, meleği bulmaktan umudunu kesmiş, vazgeçmek üzereyken
melek karşısına çıkıvermiş...
Adam derdini anlarmış, melek adamı dinlemiş ve "tamam, tamam!"
demiş. "Zengin ve mutlu olabilmen için sana bir şans veriyorum. Şimdi
geldiğin yoldan git, evine dön."
Meleğin bu sözleri üzerine rahatlayan adam kurdun, kızın ve ağacın
ricalarını hatırlamış ve meleğe onları da anlatmış. Melek onlar için de
birşeyler söylemiş. Adam bunları da bir güzel dinlemiş ve dönüş yoluna
koyulmuş.
Ağacın yanına geldiğinde meleğin söylediklerini aktarmış:
"Köklerinin tam yanında gömülü altın dolu bir sandık varmış. Bu yüzden
beslenemiyormuşsun. Beslenemediğin için yaprağın ve meyven yokmuş.
Sandık çıkarılırsa senin de meyven ve yaprağın olacak."
"Yaşasın!" Demiş ağaç: "Çabuk orasını kaz ve o sandığı çıkar!"
"Hayır" demiş adam, "Melek bana kendi şansımı verdi. Evime dönmem
lazım..." Ve yoluna devam etmiş. Genç kız bıraktığı yerde onu
beklemekteymiş. Adamı görünce koşmuş ve "Melek ne dedi?" diye
sormuş. "Sevinçlerini ve acılarını paylaşabileceğin birini bulup da
evlenirsen bütün dertlerin hallolacak, mutlu olacaksın" demiş adam.
O zaman kız, "Hadi seninle evlenelim, mutlu olmaya çalışalım!"
diye atılmış.
Adam, "hayır," demiş. "Buna zamanım yok. Melek benim şansımı verdi,
bir an önce eve gitmeliyim. Sen de kendine başka bir koca bul artık..."
Çok geçmeden o bir deri bir kemik kurt çıkmış karşısına. Kendi şansını
bulmak için evine gittiğini, acelesi olduğunu söylemiş. "Peki ya ben!"
Demiş kurt, "Benim için ne dedi? Onu söyle ve git!" "Senin için
söylediğini ben anlamadım" demiş adam; "melek dedi ki, o kurt, yiyecek
bir aptal bulamazsa aç susuz dolaşmaya mahkûmdur."
Kurt, "ben çok iyi anladım" demiş ve aptalı yemiş.
*****************
ARTIK HER ŞEY İÇİN ÇOOK GEÇ...
Huzur evinin kapısından hızlı adımlarla giren ve halinden 60-70 yaşlarında
olduğu anlaşılan kadın, girişteki danışmadan bir şeyler sorar.
Danışma memuruyla aralarında geçen ve kısa süren konuşmadan sonra
aradığı şeye bir an önce kavuşma heyecanıyla olsa gerek daha bir hızlı
adımlarla merdivenlere yönelir.
Kapı numaralarına bakarak ilerlemektedir koridorda. Ve hışımla dalar
24 numaralı odaya...
Bir yatak, çelik bir elbise dolabı, küçük, formika kaplı bir sehpa,
dayanakları ahşap bir tek misafir koltuğunun bulunduğu, yerlerin mozaik
olduğu, penceresi batıya bakan, pek köhne sayılamayacak bu Huzur evi
odasında yaşı 70’ e varmış ve çoktandır ilaç tedavisi gören birisi
yatmaktadır.
Kaybetmişlikle bulmuşluğun, ya da bulmuşlukla kaybetmişliğin arasında
bir çok zıt duyguyu aynı anda yaşayan kadın, gözlerinin ışığına bakılırsa,
sevinmektedir. Alnındaki daha bir belirginleşen hayat çizgileri ise üzüntülü
olduğunu ortaya koymaktadır.
Çok kısa bir sürede anılar gözünün önünden bir film şeridi gibi geçmiş
olan kadın, üzerinde lacivert eşofman bulunan yataktaki yaşlı adama
yaklaşır. Gözleri nemlidir. Yıllardır denize hasret bir kaptanın denizi
seyrettiği gibi seyreder bir müddet onu. Ve buruk bir sevinç içerisinde
seslenir.
- Merhaba,
Nihayet buldum seni.
Nasılsın,
Beklemiyordun değil mi beni?..
- Merhaba,
Ben kaybolmadım ki bulunayım.
Herkes biliyor ki,
Son sekiz senedir buradayım.
- Yanlış anladın,
Kavuştum sana dedim.
Belki inanmayacaksın ama,
Seni çok özledim.
- Çıkaramadım, af buyurun,
Tanıtır mısınız kendinizi?
Ne zamandır tanıyorsunuz,
Bendenizi?
- Yapma Allah aşkına
Yapma be şâir
Ne şiirler yazmıştın hani,
Beni sevdiğine dâir.
- Hem sevdim hem şiir yazdım ha
Şimdi iyice şaşırttınız.
Aklımı yitirmedim daha
Bence siz ortaya bir yalan attınız.
- Yalan değil söylediğim
Niçin öyle düşünüyorsun?
Bu değildi beklediğim,
Beni kırmak mı istiyorsun?
- Niyetim sizi üzmek değildi,
Samimi söylüyorum.
Sadece gerçekleri,
Anlamak ve anlatmak istiyorum.
- Haydi, gezdireyim bahçede seni,
Hava alırsın, mevsim nasıl olsa yaz.
Hem belki konuştukça,
Hatırlarsın geçmişi biraz.
- Hatırlamam neyi değiştirir,
Konuşsak da hoş konuşmasak da hoş.
Gerçek olan tek şey şu değil mi;
Sevgisiz geçen hayat boş.
- Alır alır gelirdim seni buraya,
Ancak Huzur evinde kavuşuruz derdim.
İster inan ister inanma ama,
Ben sana bu güne söz verdim.
- Ya, demek öyle,
Pekiyi ya bunca geçen zaman?
Hasret nasıl telafi edilir,
Mümkün mü o günü tekrar yaşaman?
- Hiç unutmam,
Bir sohbette sormuştun bana,
“Bende ne buldun?” diye.
Gönlümü çalan ne servetindi
Ne de verdiğin bir hediye.
- Allah Allah,
Diyorsun ki şuydu sorduğun,
Peki söyle bakalım,
Neymiş bende bulduğun?
- Oturduğumuz o parkta gözlerine bakarak,
Gülümsemiştim.
Ve daha sonra sana,
Sen beni çok sevdin, demiştim...
- Hatırlıyorum elbette hepsini,
Unutulur mu hiç?
Onca gayret onca emek.
Tahmin etmeliydim,
Sen, “O” sun demek.
- Evet, benim,
“Sevmekten kim usanır?” diyen,
Kaç kere yemin eden,
Kaç kere geri gelen...
- Anlıyorum, kaçan kovalanır, sevenden kaçılır,
Bizde böyledir değil mi âdet?
Üç günlük dünyada
Çok görülür saadet.
- Gittim... Gittim ama,
Sebepsiz değildi gidişim,
Terk etmiş olsam da seni o gün.
Geldim işte yanındayım,
Ve seninim bugün.
- Neye yarar ki,
Ne olursa olsun neden,
Beni terk ettin.
Ve geçti artık iş işten,
Sen unutulmuş olmayı,
Çoktan hak ettin.
- Yalvarırım,
Yalvarırım bana bunları söyleme.
Kırk yıldan sonra,
Tam bulmuşken seni,
Yeniden kaybetmemi isteme.
- Bırak !..
Bırak lütfen ellerimi,
Ömür bitmiş seni neyleyim?
Tek başıma yaşadığım dünyadan,
Bırak da, yalnız gideyim...
Sağ elini avuçlarının arasında tutan kadından kurtaran yaşlı adam,
oturmakta oldukları banktan da aniden kalkar.
Bastonunun da yardımıyla ağır aksak yürümeye başlar. Ağlıyordur... Ama
arkasına bakmadan yürümektedir. Binaya mı? Odasına mı? Hayır...
Ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüş gençliğinin maralını, güzel
hatıralar yaşadığı kadınını, yüzlerce şiir yazdığı ilham perisini bırakmıştır
arkasında...
Gitmektedir.... Ama nereye gittiğini ne kendisi ne bir başkası
bilmektedir...
*****************
TEK CÜMLE
İmam, mezardaki işini bitirmek üzereydi.O anda elli yıllık karısını
kaybeden
78 yaşındaki adam:
''Onu ne kadar çok sevdim.''Diyerek çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı.
Yaşlı adamın yaşlı sesi, törenin asil sessizliğini bozmuştu.Mezar başındaki
diğer aile bireyleri ve dostlar şok olmuşlardı.Yetişkin çocukları babalarını
yatıştırmaya çalıştılar:
''Tamam baba, seni anlıyoruz.''
Yaşlı adam gözlerini dikmiş kazılan mezara yavaş yavaş inen tabuta
bakıyordu.Törenin sonunda aile bireyleri ölüm töreninin kapanışı olarak
tabutun üstüne toprak atmaya çağırıldı.Yaşlı adam hariç hepsi toprak
attılar.
Yaşlı adam hala:
''Onu ne kadar çok sevmiştim'' diye sesli sesli konuşuyordu.
Kızı ve iki oğlu konuşmasını engellemek istediler ama o hala devam etti:
''Onu sevmiştim!''
Kalabalık mezarlığı terk ederken; yaşlı adam gitmemekte direniyordu.
Gözlerini mezara dikmiş bakıyordu.İmama yaklaştı:
''Kendinizi nasıl hissettiğinizi biliyorum, ama gitme zamanı geldi.
Buradan ayrılmalı ve kendimizi hayatın akışına bırakmalıyız.''dedi.
Yaşlı adam çaresizlik içinde bir kez daha ''Onu ne kadar çok sevmiştim''
diye
söylendi.''Beni anlamıyorsunuz, '' dedi imama,
''Ben bunu o'na sadece bir kere söyleyebildim...''
*****************
SEVDİĞİNİ CENAZENDE ÖĞRENDİM GÜLÜM
Liseye yeni başladım. ilk onu gördüm karşımda. öyle güzel bir insandıki,
adı denizdi. deniz kadar engin, deniz kadar güzel ve maviydi. o güzel
gözlerine aşık oldum ona bakarken. sınıfta tek arkadaşım oydu. onu gizli
gizli sevdiğimi Allah'dan ve yüreğimden başka kimse bilmiyordu.
Hep benim yanımdaydı. hep beraberdik hep bizbizeydik hayatta. onu çok
sevdiğimi onsuz olamadığımı bilmiyordu. söyleyemedim. çünkü bana
"sen benim en iyi dostumsun..." diyordu hep. o beni hep bir arkadaş
olarak bildi.
bende bu sevdayı hep yüreğimde yaşadım.
okul bitti, mezun olduk, o başka yere gitti, ben başka yere. ama onu
unutamadım, yerine başkasını koyamadım. elimde bir resmi var yıllarca
hep ona baktım, ona aşkım dedim, onunla güldüm onunla ağladım...
sevemedim kimseyi....
Yıllar sonra öldüğünü öğrendim, dünyam yıkılmıştı artık. hayatta tek
sevdiğim insan artık yoktu. artık aramıza kara toprak girdi.
Sevdiğimi kaybettim. ne kadar talihsiz bir insanım. keşke zamanın da
onu sevdiğimi söyleseydim. keşke..
Günler sonra annesi geldi yanıma. bana bi defter verdi. şeklindende
belliydi. bu denizin günlüğüydü. bana bırakmış ölmeden.
Açıp okuyamadım önce. belkide sevgilisi veya bi başkasının adı vardı
içinde. ama dayanamadım açtım okudum. ama yazanları okuyunca
birdaha kahroldum yüreğim yangın oldu.
" sevgili günlük,
Bugün yine beraberdik onunla. okuldaki tek arkadaşımla. o çok iyi bir
insan günlük. onu çok seviyorum ama o beni arkadaşı olarak görüyo.
Aşkımı söylersem belkide dostluğumuz biter günlük. ona söyleyemem.
O benim en iyi dostum, arkadaşım, gizli aşkım sevdiğim. aşığım ama
söyleyemiyorum ne kadar acı değilmi günlük.
Gün gelicek okul biticek günlük işte o zaman yıkılırım. keşke hep yanımda
olsa. ama o beni arkadaşı olarak görüyo günlük. aşkım beni arkadaşı
olarak görüyo...."
BENİ SEVDİĞİNİ SEN ÖLDÜKTEN SONRAMI ÖĞRENECEKTİM
BE GÜLÜM
*****************
BİR AŞK HİKAYESİ(okurken ağlayacaksınız)
Sabah uyandığında midesinde bir yanma hisseti.
Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil,uyanır uyanmaz
bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.Bugün 2 yıldır
götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekdi.Aslında
bunuyapmakda geç bile kalmıştı.
'Bitmeli dedi içinden' ,Hergün bu tatsız uyanış bitmeli.
Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekile
giriyordu. Süratle giyinerek dışarı çıktı.Bugüne kadar hiç
bekletmemişti onu,şimdide bekletmemeliydi.İstanbul,soğuk ve
yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu.Genç adam gök yüzüne
bakarak iç geçirdi; 'Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı
biliyor,onlar bile ağlıyor halimize'...
BULUŞMA VAKTİ
Artık Kadıköy iskelesindeydi.Birkaç dakikalık beklemeden
sonra karşıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.Şimdi
midesindeki ağrı dahada artmıştı.
Beşiktaş'a geçtiler.Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar.
Genç kız,sevgilisinin bu durgunlığuna anlam verememişti.
Nereden bilecekdi bugünayrılık çanlarının çalacağını...
Beşiktaş'a geldiklerinde bir cafede oturdular.Genç kız anlamıştı
sevgilisinin kendisine bişey söylemek istediğini.Bana bir şey mi
söylemek istiyorsun diye sordu.Genç adam,gözlerini kaçırarak
'Evet' dedi.Genç kız heyecanlanmiştı,birazda sinirlenerek
'Söylesene,ne diye bekliyorsun' dedi.Genç adam içini çektikden
sonra 'Sence biz nereye kadar gideceğiz?' diye sordu.
Genç kız,' Bunu sorma gereğini niye duydun?' diye yanıt verdi.
Genç adam söze başladı...'Birkaç ay önce akşam 23.00 sana
telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak istemiştim.
Sen bana' Sırasımı şimdi canım yaa,işin gücün yokmu'
demiştin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi
hissettim kendimi.Özür dileyip telefonu kapatmıştım.
Daha sonra benden bu şiiri hiç istememiştin.Geçenlerde hasta
olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sende
gelmiş,Meral'in 'sen şanslısın,sevgilin sana bakar' sözüne
'İşim yokda sanamı bakacağım,annen baksın' demiştin.
Hatırladın mı?
DUYGUSALLIĞI SEVMEM
Genç kız, 'Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.Hem hasta
bakıcı gibi göründüğümü kimse söyleyemez' diye yanıtladı.
Genç adam güldü, 'Evet canım haklısın.Zaten olmak
istesende bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakıcı,hemşire falan
olamazsın.'
Genç adam devam etti...'Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın
erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj cektin?
Hiç...Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin.Duygusallığı
sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlarıda mutlu etmeyi
sevmiyorsun.Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok
insanları mutlu etmeyi seviyorum.Seni tanıdığımdan beri her
sabah,her akşam,her gece yani seni andığım her saat tatlı bir
mesajım vardı senin için biliyor musun?Seninle ben akla kara
gibiyiz. Genç kız anlamıştı,'Yani ne istiyorsun benden şair
olmamımı?'
Genç adam tekrar gülümsedi içinden.Dün gece ayrılık karaının
ne kadar doğru olduğunu düşündü. 'Hayır' dedi, 'Şair olmanı
istemiyorum. Olamazsın da...Biz ayrılmalıyız.Ayrılsak ikimiz
içinde en hayırlısı bu olacak.
Genç kız şaşırmıştı,'Neden ama?Ben seni seviyorum.Seninde
beni sevdiğini sanıyordum.
Genç adam iç çekerek'Hayır canım, sen beni sevdiğini
zannediyorsun. Eğer beni sevseydin şimdi başka şeyler
konuşurduk' dedi.
Genç kızın gözleri yaşarmıştı.Genç adam cebinden çıkarttığı
mendili uzattı,gene kız gözyaşlarını silerek 'Sen bilirsin,umarım
beni bir başkası için bırakmıyosundur...' dedi.
Genç adam'Nasıl böyle bişey düşünürsün, senden başka
kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum'
yanıtını verdi. Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak
oturdukları bu masada artık iki yabancıydı.Birkaç dadika
sessizce oturdukdan sonra Genç kız 'Tamam o zaman sana
mutluluklar dilerim' diyerek elini uzattı. Genç kızın sesi ve eli
titriyordu. Genç adam, 'İstersen arkadaş kalabiliriz' dedi.
Birbirlerine son kez sarıldılar.
BEN DOĞRU YAPTIM
Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.Eve döndüğünde
yürümekten bitap bir haldeydi. Odasına girdi. Gece bitmek
bilmiyordu. Sabah erken kalkıp işe gidecekdi,uyumalıydı.
Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.Sabah 7'de saatin
ziline uyandı. Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı,
mesaj ve 10 cevapsız arama vardı. Yorgun olduğu için
duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj
sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı,şunlar yazıyodu
Sadece onları sevmeyi sevdim
Hepsini onlarsız yaşadımda
Bir seni sensiz yaşayamıyorum
Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyuorum
Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim
Ve seni severek öleceğim,elveda birtanem...
Genç adam şaşırmıştı.Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir
alıyodu ve üstelik sabahın beşinde yazmıştı.Heyecanla onu
aradı,telefonu yabancı bir ses açtı.Genç adam ' nalan'la
görüşebilirmiyim?' dedi.Ama karşıdaki ağlıyordu,hıçkıra hıçkıra
hem de...Ben onun annesiyim yavrum,kızım bu sabah intihar
etti. Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.Sabah odasının
ışığını sönmemiş görünce girdim.Yavrum kendini asmıştı........
YIĞILIP KALDI
Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.Bir gün önceki miğde
ağrısının iki katını çekiyordu şimdi. Olduğu yere yığılıp kaldı...
Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.
Doktorlardan biri diğerine karşıdaki hastanın durumunu
soruyordu.
Doktor yanıt verdi...'Haaa o mu? Üç ay öncegetirdiler.Kendisi
yüzünden bir kız intihar etmiş. O günden sonra cep telefonunu
hiç elinden bırakmamış. Devamlı birşeyler yazıp birine
yolluyor. Geçenlerde merak ettim.Okuyurken gönderdiği
numarayı aradım. Numara 3 ay önce iptal edilmiş. Gelen
mesajlarda bir şiir var.Bu adam duygusalmı bilmem ama
benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok
duygusal biriymiş..........
*****************